İkbal, Hırs ve İhtiras

Söz Dostoyevski’den…

“Şeytan uyuyakaldı bir gün. Rüzgar sert esti. Üç tüy düştü şeytandan dünyaya. Biri paraya yapıştı, diğeri mevkiye, öteki de ihtirasa. O günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı”

Dostoyevski sallamış diyen var mı içinizde?

Ben hepsini cevaplandırabilirim.

Para…

Kimine göre el kiri.

Yani o kadar basit ve sıradan.

Kimilerine göre birikmiş enerji.

Hadi bulun ortasını.

Ne yuvalar yıkıyor.

Kaç insanı eşinden, dostundan, çoluk çocuğundan ediyor.

Ve dahi kaç insanı dininden, diyanetinden.

Peki hırs.

Allah korusun o daha bir facia.

Hırs sahibinin neler yapacağını kendisi dahi bilemez.

Bu ben miyim der sonunda.

Ama olanlar çoktan olmuştur.

Örneklerim incitmesin okurlarımı.

Çoğumuz basit bir ikbal için sıradan insanlara yağdanlık olmuyor muyuz?

Kendi aramızda konuşurken “sokakta olsa ona selam bile vermem ama…” demiyor muyuz.

Eşimize günde üç defa bizim için hazırladığı yemek için teşekkür bile etmezken ikbal beklentisi içinde olduğumuz o sıradan insanlara her türlü iltifatı yapmıyor muyuz.

Aman hocam sen de demeyiniz lütfen.

Yaşadıklarımı ifşa edecek değilim.

Ancak çoğu zaman bunun tarafı olmadık mı. Ya da olmuyor muyuz.

Sokakta, çarşıda, devlet dairesinde sıradan vatandaş muamelesi görmekte iken kimliğinizi fark eden insanların bir anda nasıl da evrim(!)leştiğini fark etmiyor muyuz.

Neden.

Günün birinde işim düşer beklentisi değil mi.

Örneklesem okuldaki, sokaktaki dostların üçte ikisini kaybetmekten korkarım.

En acı olanı nedir bilir misiniz.

Bu tür insanlar ayçiçeğinden hızlı yön değiştirebilme yeteneğiyle kutsanmışlardır.

Ve ikbal.

Yani.

Yüksek bir makama erişme…

Tehlikeli bir konum.

Açılış cümlesi ünlü Fransız düşünür Hippolyte Taine’den:

“İkbal insanları değiştirmez, sadece maskeleri sıyırır”

Anlam açık.

Maskeyle yaşıyorsanız ikbal sizin için mahşerdir.

Nasıl mahşer gününde tüm sahtelikler ortaya çıkacak, utançlar pişmanlıklar zirve yapacaksa.

Herhalde bunun dünyadaki adıdır demek istiyor Taine.

Başka düşünürler destek veriyor dostlarına.

“Bir insanın özünü anlamak isterseniz, eline geniş kudret veriniz” diyor Pittakos.

Francis Bacon, “mevki, insanın ya iyiliğini, ya da kötülüğünü meydana çıkarır” diyerek tasdik ediyor arkadaşını.

Bu tür insanların adil davranamayacaklarına, kul hakkı yiyerek kendi ahiretlerini yok edeceklerine dikkat çekiyor İmamı Gazali.

“Layık olmadan devletin makamlarına atananlar astlarını ısırır, üstlerine kuyruk sallarlar”

Bu cümleler ağır değil mi diye bana sitem eden dostlar.

Muhatabınız Allah dostu İmamı Gazali.

Ancak bence.

Burada daha da ağır olan ifade “kuyruk” olsa gerek.

Ve söz hidayet güneşimizin.

Allah’ın Resulü uyarıyor bu konumlara talip olanları.

“Amirlik isteme. İstemeden sana reislik teklif edilirse, yardım görürsün. Eğer istemek suretiyle bir mevkiye geçersen yardımsız, acziyet içinde kalırsın”

Yani işi icra ederken zorlanırsınız diyor.

Bu hadisin ne demek istediğini o makamlara talip olanların çarçabuk anlamaya başladıklarından şüphe bile duymam.

Yazıyı bitiriyorum.

Ancak tüm dostları, dost olmayanları bu mevkileri kazanmaya çalışırken Aristo’nun acı dolu sözünü emanet olarak alıp uyaralım.

“Mevkilerini para ile satın alan kimseler, masraflarını geri almak yoluna düşerler”

Belki Aristo’ya bu fakirden bir takviye.

Kendi paralarını kullanmayıp el kesesinden yapmışsa bu kıyağı muhteris dost.

Cevap belli.

Kıyakçılığın sonu…

Ve son söz.

Sevgili dostlar lütfen kızmasınlar.

Bu sözler ne kadar çıplak diye küsmesinler.

Beni mi kast ettin diye kıvranmasınlar.

Ben bir elbise diktim.

Kime uyarsa ona giydirin.

Uyuyorsa kalıbınız.

Kendinize bile.

Esenlik dileklerimle.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mehmet Cihangir - Mesaj Gönder 228 Okunma


Sosyal Anket

Osmaniyespor'un gidişatından memnun musunuz?


YÜKLENİYOR