Bugün: 17 ARALIK 2017 Basında 30 Yıl!
Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 109.330
DOLAR 3,8677
EURO 4,5475
--
ALTIN 156,18

Âşıklar Kervanı Azerbaycan’da1067 defa okundu

kategorisinde, 25 Eki 2017 - 20:08 tarihinde yayınlandı
Âşıklar Kervanı Azerbaycan’da

Bir önceki yazımızda Türk Dünyası Korkut Ata Âşıklar Kervanı’nın 7 Ekim 2017 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden yola çıktığını ve 10-15 Ekim tarihleri arasında Azerbaycan’da olacağını belirtmiştik. Bu amaçla kervanımız 10 Ekim 2017 Salı günü saat 10’da Osmaniye’den karayoluyla yola çıktı. Kafilede âşıklar kervanı üyeleri yanında, Türk Dünyası Belgesel Film Yarışması’nı düzenleyen Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonunun Türkiye üyelerinden yaklaşık 20 gazeteci vardı. Kervan, Osmaniye, Kahramanmaraş, Sivas, Trabzon, Rize üzerinden yaklaşık 24 saatte Hopa’ya ulaştı.
Sıcaklığın 30’lu derecelerde dolaştığı Osmaniye’den yağmurun günlük hayatın yoldaşı olduğu Hopa’da, Osmaniyeli hemşerimiz Recep Bey’in ikramı mükellef bir sabah kahvaltısından sonra Sarp Sınır Kapısı’na geçtik. Yağmurlu bir günde beş altı saatlik beklemenin ardından Gürcistan topraklarına ayak bastık. Gürcistan bizim geçtiğimiz güzergâhta Doğu Karadeniz bölgesine benzer bitki örtüsüne sahip. Issız köyler, aynı biçimde yapılmış evler, ekilmemiş boş araziler ve yerin üstünden döşenmiş borularla köylere kadar götürülmüş doğalgaz dikkatimizi çekti. Batum ve Tiflis üzerinden Kırmızı Köprü Sınır Kapısı’ndan geçerek gece yarısı Azerbaycan’a, Turan ellerine ulaştık. Otobüsümüzün gümrükten geçmesi için yaklaşık bir saat bekledik. Otobüs gümrükten geçince çocuklar gibi sevinip hemen yerlerimizi aldık. Yaklaşık bir saat yolculuktan sonra da Kazak şehrine ulaştık. Karadeniz ezgileriyle başlayan yolculuğumuz Azerbaycan’a yaklaştıkça yerini Ahmet Cevat Hacıbeyli’nin “Çırpınırdın Karadeniz” marşına bıraktı.
Geceyi Kazak şehrinde otelde geçirdik. Sabah kahvaltısından sonra saat 10 sularında tekrar yola çıktık. Meraklı gözlerle pür heyecan etrafımızı izledik; fırsat buldukça otobüsün camından fotoğraflar çektik. Yemyeşil ovalardan, dümdüz yollardan, büyüklü küçüklü birbirine benzeyen oldukça sağlam görünen tek veya çift katlı evlerden oluşan yerleşim birimlerinden geçtik. Üç günlük yolculuktan sonra, bir kervan gibi, akşamdan sonra Bakü’ye, kalacağımız otele ulaştık.
Türk Dünyası Belgesel Film Yarışması’nın ilk gösterimi 13 Ekim 2017 Cuma günü, Azerbaycan Büyük Elçiliğimizin himayesinde ve Bakü Devlet Üniversitesinin ev sahipliğinde 10-12 saatleri arasında yapıldı. Filmin gösterimine geçilmeden önce Bakü Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abel Muharremli, Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Menderes Demir ve Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyük Elçiliği Kültür ve Turizm Müsteşarı Doç. Dr. İrfan Çiftçi beyler yarışmayla ilgili görüşlerini, memnuniyetlerini, bu tür faaliyetlerin Türk Dünyası’nın kültürel birliğini sağlamak açısından önemini anlattılar. Konuşmaları müteakip yapılan plaket takdimlerinden sonra, yarışmaya Türkiye’den katılan ve üçüncü olan Siraç filminin gösterimi yapıldı. Programa hem öğrenciler hem de öğretim elemanları yoğun ilgi gösterdiler.
Bu ilginin sebebi biraz da gösterilecek olan filmin Türkiye ile ilgili kültürel bir belgesel olmasındandı. Zira filmin bitiminden sonra izleyiciler hem filmin yönetmeninin hem de Menderes Bey’in etrafında bir hâle oluşturarak görüşlerini ve teşekkürlerini onlarla paylaştılar. Belgesel film gösteriminden sonra Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral bizleri makamında kabul etti.
Aynı günün akşamı Siraç filminin üçüncü bölümünün gösterimi Nizami Kültür Merkezi’nde yapıldı. Programa Türkiye’nin Azerbaycan Büyükelçisi Erkan Özoral yanında Azerbaycan Türk Edebiyatının günümüz en büyük temsilcilerinden Anar ve geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz Azerbaycanlı bilim, kültür, sanat adamı, eğitimci ve sinema yönetmeni Prof. Tevfik İsmailov’un ailesi de katıldı. Protokol konuşmalarının ardından İsmailov’un kısa hayat hikâyesi beyaz perdede anlatıldıktan sonra NESLİM adlı kitabının Türkiye Gazeteciler Federasyonu tarafından bastırıldığı ve bilahere Azerbaycan’daki ilgili kişilere ulaştırılacağı bildirildi.
Bakü’deki ikinci günümüzün (14 Ekim 2017 Cumartesi) akşamı saat sekizde Bakü Reşid Behbudov Adına Devlet Mahnı Tiyatro salonunda Türk Dünyası Korkut Ata Âşıklar Kervanı icrayı sanat eyledi. Program başlamadan Azerbaycan Âşıklar Birliği Başkanı Muharrem Kasımlı, Avrasya Kültür Derneği Başkanı Menderes Demir protokol konuşmaları yaptılar. Kasımlı Sazın ve Dede Korkut’un Türk dünyasını birleştiricilik, bütünleştiricilik fonksiyonunu, Menderes Demir Bey de kervanın yola çıkış hikâyesini ve katkı sağlayanlara teşekkürlerini dile getirdi.
Programa Türkiye’den, Kırgızistan’dan, Azerbaycan’dan âşıklar katıldı. Âşıklar sahneye geleneksel kıyafetleriyle çıktılar. Türkiye’den Âşık Bayram Denizoğlu ve Fuat Karaca, Kırgızistan’dan Gülira Kasımkulova ve Ferhat Bazakov (Doğu Türkistanlı), Azerbaycan’dan Gülara Azaflı Çeşme Grubu’yla, Güzel Kelbecerli Ali Panoğlu ile, Gülara – Roman Azaflı, Vügar Mahmudoğlu, Ehliman Şirvanlı ve ABD’den Marta Lauri katıldılar.
Programda âşıklık geleneğinin en otantik icrasını Türkiye’den gelen Âşık Bayram Denizoğlu yaptı. Bayram Denizoğlu irticalen bir divan ve bir koçaklama okudu. Denizoğlu’nun divanından başka programda en akılda kalanlar, Gülira’nın Azerbaycan ve Kırgız Türkçesiyle söylediği Sarı Gelin türküsü, Gülara ve Roman Azaflı’nın Dede Korkut soylamalarından besteledikleri türküleri idi. ABD’li Marta Lauri ise Türkçe ve İngilizce söylediği türküyle programa ayrı bir renk kattı. Azerbaycanlı âşıklar bizdeki âşıklar gibi sahneye tek başlarına değil, mey, def gibi müzik aletleriyle kendilerine eşlik eden arkadaşlarıyla çıktılar. Türkiye’den katılan ses sanatçısı Fuat Karaca ise bir nefes, bir deyiş ve bir de düvaz okudu.
Programa Bakülü soydaşlarımızın samimi bir ilgisi vardı. Tıka basa olmasa da salonu dolduranlar baştan sona kadar pür dikkat izlediler, âşıkları ayakta alkışladılar. Özellikle Türkiye’den ve Kırgızistan’dan gelen âşıklara karşı can u gönülden bir teveccühleri vardı. Bizlere karşı ışıl ışıl bakan gözlerinden, tatlı dillerinden, yüzlerindeki gülücüklerden samimiyetleri akıyordu. İki hasretin, “iki devlet bir millet”in kucaklaşmasıydı yaşanan. Anı ölümsüzleştirmek isteyenler program sonunda bol bol fotoğraf çektirdiler. Vaktinde Türkiye’deki görevimizin başında olabilmek için programdan hemen sonra yola çıktık.
Azerbaycan’a/Bakü’ye gitmişken şehirden bahsetmemek büyük eksiklik olur. Azerbaycan biraz da Bakü demektir. Bakü, Azerbaycan’ın kalbi, Türk dünyasının en önemli merkezlerinden biri, Kafkasların en büyük şehridir. Baklava dilimi yerleşimi, geniş yeşil parkları, temiz caddeleri, gotik veya barok usulü binaları, mavi hilal sahili, modern binaları, eskiyle yeniyi birleştiren mimarisi ve kültür sanat merkezleriyle gezmeyi sevenler için Bakü görülmeye değer. Ancak her ne kadar geniş yollara ve yeşil alanlara sahip olsa da her modern şehir gibi, trafik Bakü’yü de esir almış. Ne kadar üst ve alt geçitler, gelişli gidişli yollar yapılmış olsa da özellikle akşam saatleri trafik oldukça yoğun. Ne olur her insan araba sahibi olmasa ve herkes gideceği yere arabayla gitmese…
Bakü’nün bizim gördüğümüz kısımlarında Rus mimarisinin hakimiyeti açık biçimde görülüyor. Eski şehri gezerken, Şirvanşahlar Sarayı’nın çevresinde klasik Türk mimarisinin örneklerini görmek mümkün. Her büyük şehir gibi Bakü’de zenginlik ve yoksulluk bir arada. Ancak beni en çok müteessir eden şey uzaktan bakıldığında Bakü’nün bir Müslüman beldesi olduğunun emarelerini görememek. Bakü sokaklarında ve caddelerinde gezerken Eski Şehir içinde iki tarihi mescid ve Türkiye Cumhuriyeti’nin şehitlikte yaptırmış olduğu bir cami görebildik. Son akşam âşıkların programı sırasında bir defa ezan sesi duydum, o da galiba izleyicilerden birinin telefonu idi. Çünkü “Eşhedü enla ilahe illallah”tan sonra ses kesildi. Oysa 70 yıl Rus esaretinde kalmış bir milletin başkentinde, o modern binaların arasında, tepelerinde başında göğe şahadet parmağı gibi yükselecek minareler hem estetik hem de dinsiz/inançsız bir nesil yetiştirmek isteyenlere verilecek en güzel cevap olurdu. Çünkü bir belde Türk ise dünya milletleri arasında aynı zamanda İslam demektir. Bunu görmek istemek de her Müslüman Türk çocuğunun hakkıdır.
Dikkatimizi çeken hususlardan biri de başta devlet mezarlığı olmak üzere, tüm mezarlıkların oldukça bakımlı ve temiz olmasıydı. Ayrıca mezarlar daha çok gri tonda yapılmış ve hece taşlarında mezarda yatanın fotoğrafı işlenmiş.
İki program bize gösterdi ki Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanmalarından bu yana çeyrek asırlık bir zaman geçmiş olsa da birbirimizle iletişim konusunda fazla bir yol aldığımız söylenemez. Bu tür etkinliklerin sayılarının ve merkezlerinin elden geldiği ölçüde artırılması ve yaygınlaştırılması gerekiyor. Aksi durumda bir asır geçse ve sınır komşusu bile olsak birbirimize yabancı olmaya devam edeceğiz.
Türk Dünyası’nın üniversite ve lise öğrencileri arasında değişim ve dönüşüm yapılabilir. Aynı durum öğretim üyeleri arasında da düşünülebilir. Batı dünyasıyla Erasmus programı çerçevesinde yapılan öğrenci değişim programı gibi, hazırlanacak bir Dede Korkut öğrenci ve öğretim üyesi değişim programı çerçevesinde, Türk Dünyası ülkeleri arasında da öğrenci ve öğretim elemanı değişimi yapılabilir. Üniversitemizin adı Korkut Ata olması hasebiyle bu program en çok bizim üniversitemize yakışır. Bu proje için TİKA ve Türkiye’yi Tanıtma Fonundan destek alınabilir. Hazırlanıp yürütücülüğü bizzat yapılacak böyle bir proje, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesini hem Türk Dünyası’nda oldukça saygın bir yere taşıyacak, hem de istikbalini kurtaracaktır.
Her ne kadar dünya gittikçe küçülse ve iletişim teknolojisi uzakları yakın etse de Türk Dünyası’nın çocukları arasında mesafeler hâlâ çok uzak. Azerbaycan kültürü, sanatı, tarihi, coğrafyası hakkında bildiklerimiz ilgililerinin kitaplardan okuduğu kadar. Türk Dünyası’nda hiç olmazsa kültürel birliğin sağlanmasına zerre miskal katkı sağlama amacıyla kardeşini beş sene Azerbaycan’da okutmuş birisi olarak bu coğrafyayı hiç tanımadığımı gördüm. Kendi adıma çok üzüldüm ve bir daha müşahede ettim ki bildiğin gördüğün kadardır.
Bir aksilik olmazsa Türk Dünyası Dede Korkut Âşıklar Kervanı 24 Kasım 2017 Cuma günü Osmaniye’de olacak. Türkiye’den ve Türk Dünyası’nın değişik coğrafyalarından âşıkların katılacağı programa tüm Osmaniyelileri bekliyoruz. Başta Menderes Demir ve yolculuklarımız boyunca herkesin derdine merhem olmaya çalışan İsrafil Avcı olmak üzere bu programın hazırlanmasında emeği geçen herkese ve Bakü’ye ulaştığımız andan dönüş yolculuğuna çıktığımız ana kadar bizi yalnız bırakmayan Büyük elçiliğimiz personeline şükranlarımızı sunuyoruz.

Paylaş

Haber Editörü : Tüm Yazıları
mm
Doç. Dr. Cengiz Gökşen Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi
YORUM YAZ
1 YORUM
  • Musa SERİNCevapla

    Dün ile bugün arasında bağlantı kurmak, Korkut Ata’yı insanımıza tanıtmak güzel de; keşke bu “etkinliği” düzenleyenler Bayburt İline uğrayıp Mashat Köyünde yatan KORKUT ATA’nın kabrini ziyaret edip bir fatiha okusalardı güzel olmaz mıydı?Yoksa KORKUT ATA’nın Bayburt İli Mashat Köyünde yattığına inanılmıyor mu? Ama şunu biliyoruz ki halkın gönlünde taht kurmuş insanların, gönül erlerinin değişik yerlerde kabirleri vardır. Mesela Yunus Emre, Karacaoğlan vs. Şu unutulmamalıdır ki KORKUT ATA’nın kabri bizlerin yüreğidir ve Bayburt İli Mashat Köyünde de bir kabri vardır. Selamlar Cengiz hocam. Kaleminize sağlık.

    Kas 01, 2017 08:16