Bugün: 25 NİSAN 2018 Basında 30 Yıl!
Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 107.401
DOLAR 4,0825
EURO 4,9727
ALTIN 173,69

Medya ; Müftü Ve Hakim Olursa…667 defa okundu

kategorisinde,09 Nis 2018 - 15:57 tarihinde yayınlandı
Medya ; Müftü Ve Hakim Olursa…

Ülkemizde son günlerde medya; hocaların ve diyanetin verdiği fetvaları ve işlenen suçlara göre mahkeme ve hakimlerin verdiği kararları kendince değerlendirerek toplumu etki altına alıyor.Bu  değerlendirme  güncel hayat ve yaşam koşullarına göre olduğundan genel olarak insanlara hoş gelebiliyor.

Dinin kurallarını belirleyen 4 ana etken vardır. Bunlar edilleyi şerriye diye geçer ilmihal kitaplarında. Birincisi Kur’anı kerimdir.Kutsal kitabımızın hükümleri değişmez ve değiştirilemez , Müslüman olan herkes kitabımızdaki hükümlerin bir harfine bile itiraz edemez. Vay efendim bu devirde bu olur mu teraneleri lafı güzaftır. Hatırlayın 28 şubat da baş örtüsü farz olmasına rağmen irtica çığırtkanlığı yapan medyayı…Çatlasanız da patlasanız da baş örtüsü farzdır. Keyfinize göre Kur’an hükümleri değişmez, değiştirilemez. İkincisi sünneti rasulullahtır. Peygamberimizin kavli , fiili ve takriri sünnetleridir. Peygamberimizin bizatihi hayatı Kur’anı kerimin açıklaması ve izahıdır.Bazı kesimler sünnetsiz Kur’an konusunda sürekli tazyik yapmaktadırlar ve hadislerle ilgili kafa karıştıran demeçler , yayınlar ve açıklamalar yapmaktadırlar. Bu güruh da sünnetsiz islam derdindedirler. Bu davranış da islama yapılacak en büyük ihanettir. Medya da boy gösteren adının önünde prof. yazan bir çok kişi islamın 1400 yıllık öğretilerini temelden sarsıcı beyanlarda bulunmaktadırlar.Üçüncüsü icma-i ümmet ve dördüncüsü de kıyas-ı fukahadır. Üçüncü ve dördüncü konular da,son yüz yılda tartışmalar nedeniyle islam aleminde birlik sağlanamıyor. Kur’an da ve sünnette olmayan yeni konularla ilgili kıyas yapacak  ve fetva verecek din müçtehitleri konusunda anlaşma olmayınca sıkıntı doğuyor. Tamda burada medya devreye giriyor ve ..

Hıristiyanlar gibi kendi yaşadığımız hayata dini uydurmaya çalışma düşüncesi , İslamla bağdaşmaz , biz hayatımızı islama göre yaşamalıyız. Meydayanın verdiği fetva ile hareket edersek reyting durumuna göre fetvalar gelecektir. Ama doğrular bazen tribünle çelişir. Genelin hoşuna gidene doğru demek , kabul edilemez. Müslümanlar için doğru Allah ın emrettiğidir. Medyanın servis ettiği değil.

Son zamanlarda medya kendini mahkemeler yerine de koyarak , karar ve hüküm vermektedir. Hakim ve savcılar bağımsız olması gereken ve yüce Türk milleti adına , elindeki kanunlara göre karar veren makamlardır. Son dönemde evlenme programları yerine gelen hafiye programları ve ana haber bültenlerin de  mahkeme kararlarına yapılan ve mahkemeyi etki altına almaya çalışan yaklaşımlar bağımsız yargı ile pek örtüşmüyor.

Özellikle kadın hakları, evlenme ve aile içi olaylarda yapılan medya yargılamaları  maalesef hakim yargılamalarını etki altına almaktadır. Sanki toplumun hastalıklı olaylarının tüm topluma şamil gibi yansıtılması ve yanlışın normalleşmesine sebep olma konusunda medyanın da çok büyük kabahati yok mu? Reyting uğruna  çok izleniyor diye milletin evinin içine kadar giren dizilerde şiddet , aile içi ilişkiler vs  tüm sapkınlıklar normalleştirilmiyor mu?

Toplumun tüm kesimleri, medyasından siyasetçisine , din adamından eğitimcisine kadar, şuan şikayet ettiğimiz ama aslında kendimizin oluşturduğu ve hamurunu yoğurduğu toplumun hastalıklı oluşundan sorumluyuz.

Sanki sütten çıkmış ak kaşık gibi her şeyden sıyrılarak hastalıkla değil de hastanın teşhir edilip kınanmasına yönelik faaliyetler sorunu çözmez. Medyaya düşen hakim ,savcı ve müftü gibi davranmak yerine, toplumun doğru bilinçlenmesi , hastalıkla mücadele konusunda çaba göstermektir.

Unutmayalım sorun hastada değil hastalıkda.Hedef hastalığı yok etmek olmalıdır. Hasta içinse dua dan başka yapacak ne var? saygılarımla

Share This:

Haber Editörü : Tüm Yazıları
mm
YORUM YAZ