Maltepe Escort pendik escort manavgat escort kartal escort maltepeelektrikariza.com kartal escort alanya escort kadikoy escort
Bugün: 17 EKİM 2018 Basında 30 Yıl!
Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
--
BIST 98.466
DOLAR 5,6777
EURO 6,5669
ALTIN 223,14

Üç Tarz-ı Siyaset / Üç Tarz-ı İhanet1673 defa okundu

kategorisinde,05 Haz 2018 - 12:27 tarihinde yayınlandı
Üç Tarz-ı Siyaset / Üç Tarz-ı İhanet

Büyük Türk milliyetçisi Yusuf Akçura yazmış olduğu Üç Tarz-ı Siyaset adlı eserinde Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük politikalarını ele alarak karşılaştırmalı bir değerlendirme yapmıştır.

Yapmış olduğu değerlendirmede Osmanlının çöküşünü nasıl durdurabiliriz. Türk milletinin varlık mücadelesinde kaybetmesinin hangi politika ile önleyebiliriz sorusuna cevap aramıştır. Bugünün tabiri ile “Ne olacak bu memleketin hali?” sorusunu sorup cevaplandırmıştır.

Bu kapsamda önce Osmanlıcılık ardından İslamcılık denendiğini fakat her ikisininde yaşanılan süreçte başarılı olamadığını ve kala kala Türkçülük fikrinin elimizde kaldığını ifade ediyordu.

Elimizde kalan Türkçülük ise kendini koruma güdüsüne sahip bir yapıdaydı.  Zamanla bu içine kapanık, ezilmişlik psikolojisine sahip Türklük bilinci Cumhuriyetle birlikte kendine gelmeye başladı.

Cumhuriyet dönemi içersinde devleti yöneten iradeye bağlı olarak bazen İslamcılık/ümmetçilik, bazen Türkiyelilik, bazen Milliyetçilik kavramları çerçevesinde tekrar bu politikalar uygulamaya konuldu.

Bu politikalar ne kadar başarılı oldu bugünde yarında tartışılacak bir konu. Gelinen noktada din, millet ve devlet ne durumda acaba?

İslam dini güzel ahlaktır hadisi ile yaşantımızın her alanında, evde, okulda, işte, ilişkilerimizde, davranışlarımızda güzelliği temsil edersek gerçek bir Müslüman olabileceğimiz anlatılmaya çalışılmıştır.

Üzülerek ifade etmeliyim ki gerek eğitim sistemimiz, gerekse popüler kültürün etkisiyle aile yapısının bozulması içi boşaltılmış bir din anlayışını ortaya çıkarmış, şekilci ve görüntü müslümanı bir toplum haline gelmemize yol açmıştır.

Dindar nesiller yetiştirme iddiası olan bir iktidar döneminde ahlaki çöküntünün zirveye ulaştığı, zinanın yasal olarak suç olmaktan çıkarıldığı, tecavüz ve çocuk istismarlarının normal adi bir olay haline geldiği bir dönemi yaşıyoruz.

Kısacası İslama, insanlığımıza ihanet ediyoruz.

Türkiye cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi Türk milletinin bir ferdi olarak kabul eden anayasayı tartışmaya açarak, çözüm süreci adıyla ayrılıkçı terör örgütünün taleplerini hayata geçirecek adımlar atılıyor.

Andımız kaldırılıyor, Türk ismi kurumlardan, dağlardan taşlardan siliniyor. Millet diye meydanlarda nutuk atılırken kastedilenin Türk milleti değil ümmet (İbrahim milleti) olduğunu kimse anlamak istemiyor. Tabiri caizse herkes kulağının üstüne yatıyor.

Farklılıklarımız zenginliğimizdir denilerek Türk milleti 36 etnik unsura bölünerek parça parça ediliyor ve Türklüğü bu etnik unsurlardan herhangi biri olarak itibarsızlaştıramaya çalışanlar el üstünde tutuluyor.

Bütün bunlar olurken aslında Türk Milletine ihanet ediliyor.

Türk milleti için Devlet-i ebed müddet vardır. Diğer bir ifadeyle sonsuza kadar sürecek Türk devlet anlayışı ile hanedanlar ya da devlet isimleri değişse de Türk devleti tektir.

Devlet doğru yöneticiler/ehil insanlar elinde bekasını sağlayabilir. Doğru yönetim ise liyakat ve ehliyet sahibi olmanın yanısıra devletin tüm kademlerinde bu insanlara yer verebilmektir. Devletin bekası ancak ve ancak bu şekilde sağlanabilir.

Dündar Taşer’in günümüz ortamına uygun düşen şu sözlerine katılmamak mümkün değildir: “Toplum kendini zayıf, aciz, yoksul ve çaresiz hissetmekten kurtulup arkasında büyük bir mirasın varlığını hissederse, kendine yönelmeyi başarır.”

Türk milletinin ve devletinin bu mirasına üzülerek ifade etmeliyim ki ihanet edilmektedir.

Unutmayalım ki ihanet ve gaflet arasında ince bir çizgi vardır. Fakat her ikisi de sonuçları itibariyle aynıdır. Dine, devlete, millete ihanet edenler ile gaflet uykusunda olanlarla devlet-i ebed müddet mümkün değildir. Onları ne kullar ne de Allah affedecektir.

Yahya Kemal’in dediği gibi, “Her halde tarih boyunca pek büyük hamleler yapan, çok yüksek bir idare kabiliyetine, pek ulvi bir adalete sahip, teşkilatlı ve velûd bir milletin miskin ve atıl oturması mümkün değildir. Ve yine herhalde tarihe söyleyecek sözümüz, yapacak işimiz vardır. Büyük düşünen, inanan, büyük heyecanlar duyan milletler büyük olabilirler.”

Güneş doğacak karanlığı yırtarak doğudan,

Altaylardan gelip sulandı atlarımız Tuna’dan.

Uyanacak Türk milleti gaflet uykusundan,

Güneşle yükselecek Türklük Anadolu’dan.

 

Not: Ramazan Bayramınızı Kutlar sağlık, huzur ve mutluluk dilerim.

 

Share This:

Haber Editörü : Tüm Yazıları
mm
YORUM YAZ