Bazı tarihler vardır, hafızamıza sadece rakamlarla değil, sızısıyla kazınır. Osmaniye için 6 Şubat 2023, saat 04.17, zamanın durduğu o andır. Sokakların feryatla yankılandığı, betonun soğuk yüzünün canlarımızı bizden ayırdığı o meşum geceyi unutmak ne mümkün?
Osmaniye, o gün sadece binalarını değil, mahalle kültürünü, çocukluk hatıralarını ve en önemlisi "bir parçam" dediği komşularını o enkazların altında bıraktı. İstasyon Caddesi'nden Metin Tamer Sitesi'ne kadar şehrin her köşesinde yükselen o sessiz çığlık, bugün hâlâ kulaklarımızda.
Geçen üç yıl içerisinde devletin ve milletin el birliğiyle Osmaniye küllerinden yeniden doğmaya çalışıyor. Yeni konutlar yükseliyor, anahtarlar teslim ediliyor, şehir silüeti değişiyor. Evet, barınmak bir ihtiyaçtır ve bu ihtiyacın giderilmesi kutsaldır. Ancak biz biliyoruz ki; yapılan hiçbir yeni bina, giden bir canın boşluğunu doldurmaya yetmiyor.
Osmaniye’nin vefalı insanı, bu süreçte sadece kendi acısını yaşamadı; yanı başındaki depremzede kardeşine de bir tas çorba, bir sıcak battaniye oldu. Bu şehir, o zor günlerde "Yiğitler Şehri" unvanının hakkını bir kez daha verdi.
Bugün Cumhurbaşkanımız ve hemşerimiz Dr. Devlet Bahçeli’nin ziyaretiyle bir kez daha kenetleniyoruz. Bu birliktelik, acımızı hafifletmek ve geleceğe umutla bakmak adına kıymetli. Ancak bir köşe yazarı olarak şunu hatırlatmak boynumuzun borcu: Depremi unutmak, sadece bir ihmal değil, geleceğe karşı işlenmiş bir suçtur.
Güvenli binalar inşa etmek, doğanın kanunlarına saygı duymak ve "tedbir" kelimesini hayatımızın merkezine koymak, o enkazlarda yitirdiğimiz canlara olan en büyük vefa borcumuzdur.
Osmaniye bugün yasta ama aynı zamanda vakur. Kaybettiğimiz her bir canı rahmetle anarken, geride kalanların umudunu yeşertmek için daha çok çalışmalıyız.
Cebelibereket’in çocukları, o geceyi asla unutmayacak. Ama o gecenin karanlığından, el ele vererek daha aydınlık, daha dirençli ve daha güvenli bir Osmaniye çıkaracak güçteyiz.
Ruhları şad, mekanları cennet olsun.




