Geçtiğimiz gün Osmaniye sokaklarında bir telaş, bir gayret, bir hummalı çalışma ki sormayın... 6 Şubat vesilesiyle Cumhur İttifakı’nın tüm kurmayları; bakanlar, milletvekilleri, bürokratlar adeta şehre çıkarma yaptı. Onlar gelmeden günler önce ise Osmaniye’nin çehresi bir anda değişmeye başladı.
Karayolları bir yanda, Osmaniye Belediyesi bir yanda, Gençlik ve Spor Müdürlüğü, Emniyet Trafik ekipleri, Çevre ve Şehircilik personeli... Kimi yolları yapıyor, kimi kaldırımları düzenliyor, kimi de temizlik peşinde. Kurumlar adeta birbirleriyle yarışıyor.
E5 kenarında bir tamirci dostumla durup izledik bu manzarayı. Şaşkınlıkla dedi ki: "Yahu arkadaş, az önce belediyenin temizlik aracı geçti, şimdi karayollarınınki geçiyor. Trafik tıkandığı an ekipler müdahale edip boş yola yönlendiriyor. Demek ki istenince oluyormuş!"
İnsan düşünmeden edemiyor; bu devletin kurumları sadece Cumhurbaşkanı veya Bakanlar geldiğinde mi "vites yükseltiyor"? Yapılan hizmete asla karşı değiliz, aksine Osmaniye’mizin pırıl pırıl olması göğsümüzü kabartıyor. Ama bu gayretin sadece "günübirlik bir vitrin çalışması" olarak kalması canımızı yakıyor.
Eğer bu enerji, bu koordinasyon ve bu çalışma azmi yılın 365 gününe yayılsa; sadece protokol geçecek diye değil, bu şehrin asıl sahibi olan halk geçecek diye yapılsa, Türkiye gerçekten güllük gülistanlık olmaz mıydı? Bizler sadece üç günlük dünyada, sadece "ziyaret haftalarında" mı insan gibi yaşadığımızı hissetmeliyiz?
Yetkililere ve kurum amirlerine naçizane sorumdur: Bu hummalı çalışmayı sürekli kılmak için illa bir konvoyun geçmesi mi gerekiyor? Osmaniyeli hemşehrilerim her gün en iyi yolu, en temiz sokağı ve en düzenli trafiği hak etmiyor mu?
Gelin, bu "ziyaret hızı" bizim standartımız olsun. Hizmet, birilerine gösteriş için değil, vatandaşa görev olduğu için yapıldığında gerçek değerini bulur.
Sizler ne dersiniz değerli okurlar? Yorumlarınızı yazının altına bekliyorum.
Saygılarımla...




