Değerli dostlar;
Geçtiğimiz günlerdeki yazım üzerine aldığım yoğun eleştiriler, bu açıklamayı yapmamı zorunlu kıldı. Biz bu köşede anlık rüzgârlara göre değil, tarihin ve devlet aklının süzgecine göre yazıyoruz. Sayın Devlet Bahçeli’nin bugün çok tartışılan "birlik" çıkışlarını anlamak için sadece bugüne değil, yüzyıl öncesine bakmak gerekir.
Sultan Abdülhamid Han, 135 yıl önce Hamidiye Alayları’nı neden kurduysa; Devlet Bahçeli de bugün aynı ferasetle hareket ediyor. Sultan, Kürt aşiretlerini devletin yanına çekerek emperyalizmin "tetikçi" planını bozmuştu. Bugün Bahçeli de; partisinin oyunu ve kendi istikbalini feda ederek, düşmanın elindeki "etnik çatışma" kozunu çekip alıyor. Bu, modern bir tahkimat hareketidir.
Dünya bugün Epstein skandalları gibi sapkın şantaj ağlarıyla sarsılırken, Amerika’nın İran üzerinden bölgeyi ateşe atma planı kapıdadır. İran karıştığında namlunun Türkiye’ye döneceğini görmek için kâhin olmaya gerek yok. Emperyalizm içerideki fay hatlarımızı kaşımak için pusuda beklerken, bizim içimizde birbirimize kurşun sıkma lüksümüz yoktur.
Esefle görüyorum ki; bazıları meseleyi sadece "seçim ve oy" terazisinde tartıyor. Oysa biz, yüzyıl sonra torunlarımızın özgürce nefes alacağı bir vatanın hesabını yapıyoruz. Devlet Bahçeli, ülkenin bekası söz konusu olduğunda kendini yok sayan o tarihi refleksiyle bugün yine sahnededir.
Bizi eleştirenler şunu bilsin ki; derdimiz isimler değil, iç cepheyi beton gibi sağlamlaştırmaktır. Vakit, küçük hesaplarla birbirimize düşme vakti değil; safları sıklaştırıp büyük fırtınaya karşı tek yürek olma vaktidir.
Bildiğimiz bir şeyler var ki yazıyoruz...




